MakalelerPusula

Yoldaş gözüyle bakmak…

Her sınıf kendi dünya görüşüne uygun bir şekilde dünyaya-ülkeye-topluma, çevresine bakar. Burjuvazi kendisi dışında işçi-emekçileri azami kâr yasasına göre sömürülecek, yönetilecek, hegemonyasına tabi kılacak “yığınlar” olarak görür.

Onlara nesneye-araca-alete baktığı gibi bakar. Sınıfsal çıkarlarına göre her şeyi sınıflandırır-konumlandırır ve bu doğrultuda ilişkilenir. İşçi-emekçilere-ezilenlere-kadın ve gençlere “yönetilecek, eğitimsiz, cahil ayak takımı” olarak bakar. “Yöneticiler olmazsa yığınlar hiçbir şey yapamaz. Birbirlerini yer, kaos ve kriz olur” diye düşünür. “Düzen ve nizamı sağlayan, ekonomiye yön veren, yasaları yapan, yürütmeyi düzenleyen yargıya hükmedenler kendileri olmalıdır” diye düşünürler. Kendileri yönetici olmadığında sanki her şey tersyüz gidecekmiş gibi plan yapar. 

Burjuvalar kendilerini “tekellerin-şirketlerin-tarlaların-hammaddelerin” mutlak sahibi, şefi olarak görür. Emekçileri ise çalışmak-hizmet etmek zorunda olan zavallılar olarak. Kendisini emir talimat veren yığınları ise emir ve talimatı uygulamak zorunda olan ayak takımı olarak görür. 

Sınıf bilinçli proleterler de dünya görüşlerine, amaç ve hedeflerine göre dünyaya, ülkeye, sınıflara bakar ve bu şekilde ilişkilenirler. İşçileri, emekçileri, ezilenleri “kendinde bir sınıf-topluluk” olarak görür ve onlara sınıf bilinci verildiğinde, örgütlendiğinde “kendileri için bir sınıf” haline geleceğini tespit ederler. Çalışmalarını bu yönde yürütürler. İşçilere, ezilenlere sınıf bilinci vermek ve onları profesyonel örgüt etrafında örgütlemek için düşünür, hareket eder, konumlanıp mücadele ederler.

Sınıf bilinçli proleterler devrimci örgüt içinde faaliyet yürüten, görev alıp çalışan, mücadele eden, savaşanlara da YOLDAŞ gözüyle bakar. Dava ve mücadele arkadaşlarını YOLDAŞ olarak görür, kabul eder. Onlarla kurulan ilişkinin temelinde yoldaşlık vardır. Devrim davasının savunulması,  geliştirilmesi ve sağlamlaştırılması temelinde bakar, ele alır, ilişkilenirler. Bütün olay ve olgulara, gelişmelere demokratik halk devriminin örgütlenip sağlamlaştırılması temelinde yaklaşır. Ve bu temelde ilişkilenir. Konumlanma, mevzilenme, görev almadaki temel amaç, kolektifin ve yoldaşların ideolojik, politik, örgütsel gelişim seviyesini yükseltmektir. Hiçbir kişisel çıkar ve hesaba tenezzül etmez. Yoldaşlarıyla kurduğu ilişki, eşitlik ve özgürlük temellidir. Onların görev ve sorumlulukları, bilinç düzeyleri, konumları, cinsiyetleri ne olursa onları her şeyden önce YOLDAŞ olarak görür, kabul eder. Bir kadro ile bir militan, keza bir komutanla bir savaşçı arasında tek fark GÖREVDİR. Görevin dışında hiçbir fark-ayrıcalık-üstünlük kabul edilemez.

Kolektife örgütsel olarak katılıp- ideolojik katılım sağlamayan köklü ve nitelikli devrimci dönüşüm gerçekleştirmeyen küçük burjuvalar ise dava ve mücadele arkadaşlarına YOLDAŞ olarak bakmazlar. Özellikle proleterleşemeyen yönetici durumundaki kişiler dava arkadaşlarına da nesne gözüyle bakar. Kolektifi mülkü-şirketi gibi, yoldaşlarını ise çalışmak zorunda olan “memurlar” olarak görür. Kendisi amir, yoldaşları ise memurdur. Kendisine “şirket-apartman-bahçe” sahibi, yoldaşlarına ise mülksüzler sınıfına ait zavallılar olarak bakar.

Amir her zaman olduğu gibi “emir-talimat” verir memurlar ise emir ve talimatları yerine getirmek zorunda olanlardır. O her zaman komutan, yoldaşları her zaman savaşçıdır. Örgütün “karar alma, yönetme, söz söyleme, emir talimat verme, açıklama yapma, tek başına yayınlama” haklarını kendisinin olarak görür. Çalışanları ise açıklamaları-talimatları yapmak-yayımlamak zorunda olan memurlar olarak görür.

“Demokrasi-sınırsız özgürlük” amire-şefe aittir, “merkeziyetçilik-disiplin” altında çalışmak ise memurlara… Eleştiri (siz bunu aşağılama-horlama-iğneleme-laf vurma olarak anlayın) hakkı kendisinin, özeleştiri verme zorunluluğu onun dışındaki herkesindir. Hesap sorma amirin hakkıdır hesap verme memurun…

Proletarya Partisi içinde kendini ustaca gizleme olanağı ve şansı bulan bu gibi küçük burjuva yöneticiler yoldaşlarına YOLDAŞ gözüyle bakmaz. Küçük burjuva-bürokrat önderlik anlayış ve kişiliklerin devrimci saflarda yaşamasının yer bulmasının en önemli sebebi proleter devrimcilerin örgüt içinde yeterince etkili, değiştirici rol oynayamamalarıdır. Aktif ve etkin ideolojik mücadele yürütememelerinden kaynaklıdır.

Karanlığın en koyu olduğu an aydınlığın başladığı andır. Bir şey en kötüye gidip duvarın dibine yaslandığında tersine çevrilme anı başlamış demektir. Yeter ki her olumsuz anlayış ve pratikleri ciddi bir ideolojik eğitim aracına ve devrimci dönüşüm olanağına çevirelim. Yeter ki savaş içinde bir örgüt yaratma konusunda hemfikir olalım. Geçmiş hatalardan gerekli ve yeterli dersler çıkarmasını öğrenelim…

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu