Güncel

OKUR POSTASI | Yoksul topraklarda dolaşan sadece özgürlük fikri ve kararlılığı olacak!

Efrin işgal altında, özgürlüğü ve yaşamı tehdit altındadır. Çıplak ayaklı çocukların ve yoksul kadınların yaşamları tehdit altında. Rojava’nın özgürlüğü ve zeytin ağaçları tehlikededir. Tek çıkar yol bütün Efrin halkının vereceği direnme savaşıdır. Efrin’i ölünceye kadar savunmaktan, direnmekten başka bir yol yoktur. İşgalci faşistler uzun bir savaştan sonra yenilir. Kısa zamanlı bir kurtuluş düşü hayaldir. Gerçekçi değildir. Çünkü işgalci faşist gücün, soykırımcı barbar gerçekliği direnişin uzun sürmesini zorunlu hale getirmektedir. 

TC devletinin faşist karakterinden dolayı onunla barış içinde yaşama ve bir uzlaşma yoluna girme koşulları yoktur. TC devletinin varlığı başta Efrin-Rojava halkı olmak üzere Ortadoğu ve bölge halkları açısından da potansiyel bir tehdit ve tehlikedir. Bu tehlike sadece bölge halkları açısından değil Türkiye halkı açısından da ciddi bir tehdittir. Bu tehdit var olduğu sürece direnme ve savaşmadan başka bir yol yoktur. Faşizme ve işgale karşı direniş ve gerilla savaşı yürütülmeden ne özgürlükler ne de haklar elde edilemez. Direnme savaşına sadece Efrin halkının direnişi olarak bakılamaz. Başta Suriye ve Ortadoğu halkları olmak üzere bütün ezilen halklar bu kutsal savunma savaşına bütün olanakları ve gücüyle katılmalıdır. Çünkü Efrin direnişine sadece özel-yerel bir sorun olarak bakılıp ele alınamaz. Bu sorun artık bölgesel ve genel bir özgürlük sorunu haline gelmiştir. Direniş de yerel bir sorun olmaktan çıkmış bölgesel bir sorun ve görev haline gelmiştir.  

Ortadoğu’nun ve ülkemizin devrimcileri bütün enternasyonalist güçleri bu savunma savaşının aktif parçası cesur bir öznesi olmak zorundadır. Hiçbir gerekçe ve neden direnişten uzak durmayı seyirci kalmayı aktif bir şekilde direnişe katılmamayı haklı çıkarmaz. Ya işgale karşı direniş içindeyiz ya da değiliz. Ya ezilen mazlum bir ulusun özgürlüğünü kendi toprakları üzerinde barış içinde yaşamasını savunuyoruz ya da savunmuyoruz. Ya faşist işgale karşı savunma savaşı içindeyiz ya da değiliz. İşgale karşı direniş mazlumlarla zalimlerin, ezenlerle ezilenlerin arasında süren bir savaştır. Ortada kalma ara yerde durma uzlaşma koşulları yoktur. Taviz ve uzlaşma siyaseti kararlı direniş siyasetine taban tabana zıttır.

Türkiyeli devrimcilerin ve demokratların temel görevi bir yandan kendi burjuvalarının yenilgisinden yana olurken diğer taraftan işgale karşı direnişin öznesi olmak zorundadırlar. AKP hükümetinin yenilgiye uğratılması için mümkün olan her yola başvurmalılar. Çünkü AKP faşist hükümeti kendi halkının düşmanı olduğu gibi Ortadoğu halklarının da düşmanıdır. Hiçbir neden ve gerekçe aktif ve fiili olarak Efrin direnişinde yer almamayı haklı gösteremez.

Özellikle sınıf bilinçli proleterler eşitsiz ve zor koşullarda süren savunma savaşında aktif ve etkin yer almalıdır. Hiçbir görev önceliği direnme savaşının önünde ve üstünde değildir. Bugün sınıf bilinçli proleterler enternasyonal özgürlük taburu ve ülke devrimcileriyle birlikte mevzilerde Efrin topraklarını savunma ve faşist işgale karşı direnme görevlerini yerine getirmede örnek rol oynamaktadır.  Sözlerine sadık eylemlerinde kararlı bir duruş sergilemektedirler. Bütün direnişçilere örnek olmaktadırlar. Ortaya koydukları kahramanlıklar Nubar Ozanyan’ın direniş kararlılığıdır. Efrin topraklarında Kaypakkaya yoldaşın kurtuluş ve özgürlük bilinci ve kararlılığı savaşmaktadır. Bu direniş ateşini büyütmek her tarafa yaymak vazgeçilmez devrimci görevdir.     

 

En büyük bomba halktır!

Faşist TC devletine ve bölge gericiliğine karşı direnme ve savaşma koşulları hiç olmadığı kadar olgunlaşmıştır. Başta Efrin halkı olmak üzere Rojava ve Suriye halkı işgalden büyük rahatsızlık ve öfke duymaktadır. Efrin halkı toprağını ağacını, suyunu savunmak ve çocuklarını ve varlıklarını korumak için memleketlerini terk etmeyeceklerini çıplak elleri ve silahlarıyla direneceklerini dile getirmektedirler. Yaklaşık beş yıldır uzun süreli savaş ve sonu gelmez ölüm ve acı dolu sürgün yollarını tanıyan Rojava ve Suriye halkı ülkeyi terk etmenin ölüm olduğunu çok iyi bilmektedir. Toprağını terk edip sürgün yollarına düşenlerin başlarına neler geldiğini, neleri kaybettiklerini çok iyi gördüler. Sürgün yollarında ölmenin bombalar altında ölmekten daha kötü olduğunu iyi anladılar.

Efrin yönetimi ne kadar demokratikse halkın direnişe ve savaşa katılımı o kadar güçlü olur. Direnişin amaçları halkın çıkarlarını doğrudan yansıtıyorsa savunma savaşı o kadar etkili olur. Efrin halkının direnişe katılımı destek ve sahiplenmesi olmadan sadece askeri gücün savaşımı başarıyı tam sağlayamayacaktır. Bütün halkın topyekün harekete geçirildiği zaman Efrin’in savunulması gerçekleşir. 

Özgürlüğü, halkı, toprakları silahla savunmak ve korumak,  faşistlere-çetelere karşı aktif direnişten ve gerilla savaşından geçer. Kararlı bir direniş geliştirip her türlü uzlaşma ve tavizlere karşı durulduğunda özgürlük Efrin halkının ellerine gelecektir. Özgürlük fikri ve iradesi dalga dalga umut olarak her tarafa yayılacaktır. Yoksul topraklarda dolaşan sadece özgürlük fikri ve kararlılığı olacaktır.

 

Bir ÖG okuru

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu