GüncelMakaleler

Makale | Halepçe; Kürtlerin Elma Kokulu Gazlarla Katli

"Ne Kürt halkı nede dünya halkları bu vahşi katliamı unutmayacaktır. İran’dan Irak`a, Suriye'den Ürdün ve Fas'a, Ortadoğu’da gerici yönetimler halkların özgürlük mücadelesinin düşmanıdır"

16 Mart 1988 tarihinde insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından biri Irak Kürdistanı’nda diktatör Saddam Hüseyin yönetimindeki Baas rejimi tarafından gerçekleştirildi.

İran-Irak arasında gerçekleşen savaşın sonuna doğru Irak savaş uçakları Halepçe kentini zehirli gazlarla bombaladı. Bombardımanda aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı binlerce Kürt katledildi.

‘Kürt Kasabı’ olarak bilinen ‘Kimyasal Ali’ isimli lakaplı Ali Hasan el-Mecid’in (Saddam’ın kuzeni) yönetiminde gerçekleşen Halepçe soykırımında resmi rakamlara göre 5 bin insan hayatını kaybetti. On binlerce insan yaralandı. Saldırının etkisi daha sonraki yıllarda da kendisini gösterdi. Araştırmalara göre, Halepçe’de kullanılan “sinir ve hardal gazı” sadece toprak ve suya karışmadı, saldırıya maruz kalanların genlerini de etkiledi.

Bu yüzden sakat doğum oranlarında da gözle görülür bir artış yaşandı.

Saldırı Nasıl Gerçekleşti?

Halepçe, Federe Kürdistan bölgesinin, Süleymaniye kentine bağlı, kentin 100 kilometre güney batısında bulunan bir kent. İran sınırında bulunan ve Kürtlerin önemli-stratejik bir yerleşim yeri olan bu kent, tarihte Kürt başkaldırılarının da kararlı bir merkezi olarak bilinir. 22 Eylül 1980’de İran-Irak savaşı başladı. İran ve Irak rejimleri birbirlerine üstün gelmek için her türlü entrikaya baş vuruyorlardı. Kürt grupları da, özellikle YNK ve PDK’de, bu entrikalar karşısında zaman zaman birbirleriyle çatışıyorlardı. Aslında bu çatışmayı körükleyen İran ve Irak rejimleriydi. Celal Talabani önderliğindeki YNK, hem İran’a ve hem de PDK’ye karşı savaşıyordu.

PDK ise o dönemler İran devletine karşı savaşmazlık tutumunu doğru bulmuştu. Bu nedenle İran rejimi PDK (Kürdistan Demokrat Partisi) güçleri ile dirsek temasındaydı. 1984 yılında Barzani’nin arabuluculuğu ile Talabani güçleri ve İran devleti, bir anlaşma yaptılar. Sözkonusu anlaşma uyarınca, Irak’ın toprak bütünlüğüne bağlı kalmak koşulu ile, Saddam devrilinceye dek, İran’ın verdiği destek kabul edilecekti. Bu sürecin sonunda bütün Kürt grupları Şam’da toplanarak bir protokol imzaladı.

Hiç bir Kürt örgütü, kendisini destekleyen devletin yanında diğer Kürt örgütlerine karşı savaşmayacaktı. Bu süreçten sonra Irak, İran karşısında güç yitirmeye başlamıştı. Irak bu gelişmeleri kendi rejimi karşısında ciddi bir tehlike olarak algılamıştı. Dahası giderek güç toplayan, silahlı Kürt hareketindeki ilerlemeleri gören Saddam Hüseyin, çareyi katliamlarda bulmuştu ve ilk hedef olarak da Halepçe’yi seçmişti.

14 Mart günü İran’ın da desteğiyle Peşmerge gücü Halepçe’ye girdi ve kenti ele geçirdi. Halkta büyük sevinç yaratan bu gelişme, Irak ordusunun Halepçe’den tamamen çekilmesini de beraberinde getirmişti. Halepçe iki gün boyunca özgürlüğün tadını çıkardı. Kürt bölgelerindeki çarpışmalar durmuş, İran ile Irak arasındaki karşılıklı top atışları ise sürüyordu.

Bu dönemde iki ülke arasında savaşın durdurulmasına yönelik girişimler de başlamıştı. Ancak henüz bir sonuca ulaşılmamıştı. Kürt bölgelerindeki başkaldırıların yoğunlaşması üzerine Saddam rejimi, ciddi bir panik yaşamaya başlamıştı. 15 Mart günü bilinmeyen bir nedenle peşmerge gücünün büyük bir bölümü Halepçe’den geri çekilmişti. Ama halen ordu güçleri ortalıkta görünmüyordu. Tarihler 16 Mart’ı gösterdiğinde ise Irak ordusunun savaş uçakları Halepçe semalarında belirmeye başlamıştı.

Uçaklar 3 gün boyunca Kürt bölgesi olan Germiyan alanı içine giren birçok bölgeyi bombalamaya başlamıştı. Ancak Halepçe’ye atılan bombalar bu kez farklı cinstendi. Kent merkezine Hardal ve sarin gazları olarak bilinen kimyasal bombalar atılmıştı. Elma kokulu öldürücü gazlar, kısa sürede kentin tamamını sarmış, can havliyle kendini sokaklara atan binlerce insanı zehirlemişti.

3 gün süren bombalamanın ardından kentte 5 bini aşkın kişi yaşamını yitirmiş, binlerce kişi de yaralanmıştı. Savaş uçakları çekildikten sonra Halepçe tam bir virane şehir haline gelirken, 75 bin civarında nüfusu olan kentin büyük bölümü boşalmıştı. Çoğu insan yakınlarının cesedini bile kaldıramadan İran sınırından bu ülkeye geçmeye çalışırken, binlerce kişi de ülkenin kuzeyine doğru gitmeye başlamıştı.

Halepçe’den geriye kalan ise yıkık bir şehir, gözü yaşlı insanlar, atılan kimyasal gazlardan zehirlenen bir kent kalmıştı.

“Canlılar dışında her şey yerli yerindeydi…”

Halepçe’ye giden ve fotoğraflarıyla soykırımı tüm dünyaya duyuran Gazeteci Ramazan Öztürk, katliamın hemen sonrasında gördüğü manzarayı şu cümleler ile tarihe not düşmüştü:

“Bütün sokaklar cesetlerle doluydu. Etrafta dayanılmaz bir koku hakimdi. Körpecik bebelerden bazılarının derileri kavrulmuş, bazılarının vücudu mosmor kesilmişti. Cesetlerin çoğu kadın, çocuk ve yaşlı insanlara aitti. Bazı bebekler annelerinin kucağından fırlamış yerde sere serpe yatıyorlardı. Kimi evinin avlusunda kurulmuş sofra başında; kimi kapının eşiğinde; kimi bebeğini emzirirken; kimi oyun oynarken yakalanmıştı zehirli ölümün pençesine… Şehrin dışındaki boş tarlalarda ise, toplu halde ölmüş yüzlerce insan vardı. Uzaktan bakıldığında, sanki tarlalarda ot yerine insan bedenleri biçilmişti.

Bu açık hava mezarlığında, yine kadın ve çocuklar çoğunluktaydı. Hepsi birbirlerine sokulmuş, korkunç ölüme teslim olmuşlardı. Bazıları ise, su birikintilerinin başında ölüvermişlerdi. Bunlar da, kimyasal gazların yaktığı vücutlarını suyla ıslatarak, kurtulmaya çalışanlardı. Toplu cesetlerin arka planında, otlarken yine zehirli gazın etkisiyle telef olmuş ve vücutları şişmiş hayvanların görüntüsü göze çarpıyordu. Kısacası, bomba isabeti almış birkaç binanın dışında her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü…”

Katliamlar Halkların Mücadelesini Durduramayacak!

Saddam, İran’la ateşkes yaptıktan sonra Halepçe katliamı ile, Kürtlerden intikam aldı. Bu katliam ile esas olarak Saddam tarafından amaçlanan, Kürtlere vurarak İran’a gözdağı vermek ve savaşı kendisine uygun bir anlaşma ile bitirmekti.

Nitekim Halepçe katliamından 2 ay sonra Irak-İran savaşı bitti ve bu kanlı savaş ve anlaşmadan Kürt halkı zarar gördü. Her ne kadar bu katliamın baş sorumlularından birisi Saddam Hüseyin olsa da, bu kimyasal silahların ABD, Fransa, Almanya patentli olduğu daha sonra açığa çıkmıştı.

Nitekim dünya ülkeleri uzun süre bu katliama sessiz kalmış ve ölen binlerce Kürt görmezden gelinmişti. Saddam Hüseyin ise yapılan başkaldırıdan zaferle çıkan biri olarak, Kürtlere yönelik baskılarını artırdı.

Halepçe ise henüz yeni doğmuş çocuğuna sarılı bir şekilde can veren anneyle çocuğunu gösteren bir fotoğraf karesiyle hafızalara kazınmış, tarihe insanlığın kara bir lekesi olarak geçmiştir. Ne Kürt halkı nede dünya halkları bu vahşi katliamı unutmayacaktır. İran’dan Irak, Suriye’den Ürdün ve Fas’a, Ortadoğu’da gerici yönetimler halkların özgürlük mücadelesinin düşmanıdır.

Aralarında ne kadar büyük savaşlar verirlerse versinler söz konusu halkların direnişi olduğunda birleşmekten çekinmezler. Ancak her şeye rağmen, Ortadoğu halkları zalim, gerici diktatörlerin tüm katliamlarına karşı özgürlük ve kurtuluş mücadelesinden vazgeçmeyecektir!

Bir ÖG okuru

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu