Güncel

Gazi’de adı konulmamış abluka

H. Merkezi: Gazi Mahallesi, adı konulmamış bir abluka altında. Polis, çeteler ve inşaat şirketleri tarafından ablukaya alınan, evlerinden çıkartılmak istenen mahalle halkı, direniyor.

Gazi Mahallesi sadece İstanbul için değil, Türkiye için de önemli mahallelerden biri konumunu koruyor. Yoğun bir Alevi ve Kürt nüfusu barındıran mahalle, kuruluşunda beri de devletin sistematik baskısı altında tutuluyor. Sistemin neredeyse her koldan ablukaya aldığı mahallede, diken üstünde bekleyiş sürüyor.

Gazi Mahallesi’nin tarihi, 1980’li yıllara dayanıyor. İlk başlarda Orta Anadolu’dan gelen Türk Alevi kesimin yerleştiği mahalle, zaman içinde Kürt, Türk yoksul halkların oturduğu bir mahalle haline gelmeye ve büyümeye başladı. 90’lı yıllarda artık belli bir büyüme oranına ulaşan mahallede bir çok sorun devrimci örgütlerin eliyle çözülüyordu. Devrimci örgütlerin yanı sıra köy dernekleri, yöre dernekleri de belli bir güce sahipti. Bu süreçte mahalledeki Alevi halkının çoğunluğu da düşünülerek, bir Cemevi inşaatına gidildi.

Devlet, gücün farkına vardı

Gazi Mahallesi katliamı ve halk direnişi, tam da bu süreçte gelişti. Devrimci örgütlerin güçlendiği, toplumda sistem tarafından dışlanmış insanların gelip yerleştiği bir mahalle haline gelmeye başlamıştı Gazi Mahallesi. Bu gücün oluşturacağı tehdidi fark eden devlet, Gazi Mahallesi’nde büyük bir katliam girişiminde bulundu, ancak bu girişim, halkın ve devrimci örgütlerin kararlı direnişi sayesinde istenilen sonucu alamadan bitirildi.

Artık üzerinde yoğunlaştı

Bu katliam girişimi ve beraberinde gelişen halk direnişi sonrası Gazi Mahallesi, devletin özel önem verdiği ve üzerinde yoğunlaştığı bir mahalle haline geldi. Bugüne kadar hem devlet hem de devrimciler arasında, sokaklarda ve örgütlenmede büyük bir mücadele verildi. Devlet insanları kendi safına çekmeye, devrimci yapılar ise sistem ile gelen yozlaşmadan kendilerini ve halkı korumaya çalıştı. Mahalle halkı bu süreçte her ne kadar devrimcilerden yana tavır alsalar da büyük yıkımlarla da karşılaştı. Her dönem belli düzeyde baskılarla yaşamaya alışan mahalle halkı, 2015’ten itibaren baskı dozunun her geçen gün daha da arttığına tanık oldu.

7 haziran sonrası daha da sert

Özellikle 7 Haziran seçimleri sonrası Gazi Mahallesi’nde süreç daha da sert geçmeye başladı. Suruç Katliamı’nın olduğu 20 Temmuz günü ise Gazi Mahallesi için bir dönüm noktası oldu. Suruç’ta yaşanan katliamın haberinin mahalleye gelmesi ile mahalle esnafı kendiliğinden kepenk kapatmış, mahalleden giden İsmet Şeker’in ailesine Suruç’a gitmeleri için yardım edilmiş, akşamda büyük bir yürüyüş düzenlenmişti. Ancak bu yürüyüş sadece ilk günle kalmadı. İkinci gün Suruç’tan gelen cenazeler karşılandı, üçüncü gün cenazeler yine büyük katılımla defnedildi, gösteriler akşama kadar sürdü. 24 Temmuz sabahı ise Gazi Mahallesi’nde başka bir haber zaten sokakta olan halkı daha da öfkeli hale getirdi.

Mahallenin savunulması

Uzun yıllar Gazi Mahallesi’nde Halk Cephesi içinde örgütlenme çalışmaları yapan ve mahalle halkının yakından tanıyıp sevdiği Günay Özarslan, Bağcılar’da polisin evine düzenlediği baskında katledilmişti. Halk Cephesi cenazenin Gazi Mahallesi’ne getirileceğini söylediğinde, hem cenazeyi karşılamak hem de açılan taziye çadırında bulunmak için devrimci kurumlar halka çağrılar yapmaya başladı, ancak açılan taziye çadırı daha ilk dakikalarında polisin şiddetli saldırısı sonrası yıkıldığında, Gazi Mahallesi’nde halkın ve devrimci kurumların bir arada olduğu bir mahalle savunmasının ilk kıvılcımları düştü.

Gazi Mahallesi’nde 20 Temmuz günü Suruç Katliamı ile açığa çıkan öfke, Günay Özarslan’ın katledilmesiyle daha da büyümüş, polisin pervasız saldırıları sonrası mahalle halkının da kitlesel katıldığı bir mahalle savunmasına dönüşmüştü. Bütün mahalleye yansıyan ve 4 gün süren çatışmaların üçüncü günü; yani 26 Temmuz’da Özel Harekat polislerinin Cemevini basması ve Günay Özarslan’ın cenazesini kaçırma girişimi sonrası öfke daha da büyüdü. Bunun üzerine devlet, cenazenin Gazi Mahallesi’nde ve bir törenle defnedilmesine izin vermek zorunda kalıp polisi geri çekti.

Devlet güç yığmaya başladı

Bu süreçten sonra devletin mahalleye yönelik baskıları daha da artı. Mahallede bulunan ve neredeyse sadece “terör suçlarına” bakan karakola yeni ve büyük zırhlı araçlar getirildi. Kürt illerinde kullanılan zırhlı araçlar İstanbul’da sadece Gazi Mahallesi’nde gözükmeye başladı. Bununla yetinmeyen devlet, kentsel dönüşüm için zaten bahaneler ürettiği, dolaylı yollardan Gazi Mahallesi’nin bazı yerlerinin “Kuzey-Marmara Otobanı” üzerinde olduğunu açıkladı ve bununla birlikte yıkımlar olabileceğini de ekledi. Resmi Gazete’de yayımlanan güzergahta özellikle Gazi Mahallesi ismi yazılmamış, sokakların isimleri geçmişti. Mahallede bulunan devrimci çevrelere de baskılar ve ev baskınları yoğunlaştı. Mahalledeki eylemlere polisin saldırısı giderek sertleşti. 15 Mayıs 2016’da yapılan İbrahim Kaypakkaya anmasında polis silah kullandı, sokaklarda gelişi güzel, evlere doğru veya havaya ateş açtı; Pınar Gemsiz’i evinde katletti.

http://www.ozgurbloggundem.com/2016/05/16/pinar-gemsizin-katledilmesi-uzerine-soylenenler-gozlemlerim/

Devlet içi çatışma sonrası

15 Temmuz’daki devlet içi çatışma sonrasında mahallede yaşanan baskılar artık katlanarak büyüdü. 31 Ağustos sabahı Gazi Mahallesi’nde neredeyse bin polisle büyük bir operasyon düzenlendi. Bu operasyonda mahallede bulunan taksi durakları, parklarda bulunan ve devrimcilerin işlettiği çay ocakları, Gazi Parkı’ndaki Hasan Ferit Gedik Uyuşturucuyla Mücadele Merkezi ve mahalle girişindekin Gazi Halk Meclisi yıkıldı. Hasan Ferit Uyuşturucuyla Mücadele Merkezi’nde bulunan ve uyuşturucu tedavisi görenlerin hepsi gözaltına alındı. Gözaltında bu insanlara uyuşturucu madde teklif edildi. Merkezin yerine Gazi Kalekol’u kuruldu ve mahalleye daha da fazla polis yığınağı yapıldı.

Saldırı ve taciz süreklileşti

Bu süreçten sonra yaşananlar ise mahalle üzerindeki polis ablukasının boyutunun yükseldiğinin göstergesiydi. Mahallede bulunan polis sayısı yükseltildi. Polis, mahalle içinde zırhlı araçla hızlı şekilde sokaklarda gezmeye, gezerken ‘mehter marşı’ dinletmeye başladı. Özel Harekat polisleri eşliğinde neredeyse iki üç günde bir mahalle girişleri tutulup gelen giden aranmaya; yolan geçen insanlara keyfi şekilde GBT sorgusu yapılmaya, muhalif kimliğiyle bilinen kadınlar zırhlı araçlarla takip edilip taciz edilmeye başlandı.

Çeteleşmeye devlet dopingi

Bunların yanında, mahallede devrimciler tarafından neredeyse yok olma aşamasına getirilen çeteleşme, OHAL ile birlikte devrimcilere yönelik yaşanan baskılar ve tutuklamalar sonrası yeniden teşvik edildi ve çeteler arası çatışmalar bile yaşanmaya başlandı. Uyuşturucu satarken devrimciler tarafından yakalanan üç torbacı, olay yerine gelen Akrep tipi zırhlı araca sığınarak devrimcilerden kurtuldu. Polisin göz yummasından güç alan bu çeteler, mahalle de birkaç genci de uyuşturucu satışına karşı çıktığı için katletti.

http://arsiv.direnisteyiz5.org/gazi-mahallesinde-uyusturucu-saticilari-polise-sigindi/

Siyası soykırım kıskacında

OHAL ilanından bugüne kadar mahallede yüzlerce ev basıldı, yüzlerce genç, devrimci kimliğinden dolayı gözaltına alındı, uzun süreler gözaltında işkenceye maruz bırakıldı. Onlarcası tutuklandı, mahkemeye dahi çıkartılmadı halen. Tutuklanmayanlar ya da gözaltından sonra serbest bırakılanlar ise evleri aranarak, aileleri rahatsız edilerek taciz edilmeye başlandı.

Polise inşaatçılar eşlik ediyor

Kentsel dönüşümle ilgili kararlar OHAL ile birlikte hayata geçirilmeye başlandı. Gazi Mahallesi hakkında acele kamulaştırma kararı alındı, ancak bu karar açık bir biçimde yayımlanmadı. Kuzey Marmara Otobanının bir kısmı Gazi Mahallesi’nden geçiyordu ancak Resmi Gazetede mahallenin adı geçmiyordu. Mahallede kentsel dönüşümle ilgili çalışma yürütenler tarafından bu sahtekarlık ortaya çıkartıldı. Mahalle, gizliden gizliye iki yönlü bir abluka altına alındı. Polisin yürüttüğü baskının yanında, mahallede, ev ev gezen satıcılar kılığında inşaat şirketi yetkilileri, insanların evlerini almak için ikna etmeye çalıştı. Açıktan yapılamayacak bir çalışma olduğundan kendilerini gizleme çabası içindeydiler.

Kuzey Marmara Otobanın Gazi Mahallesi’nden geçeceğine dair haber:

http://www.eminhaber.org/sultangazide-nereler-acele-kamulastirma-alani-icerisinde.html

Yıkım, devletin “yüksek” kararıydı

Bu baskıların olduğu süreçte ortaya çıkan Berat Albayrak maillerinde ise bir bölüm, bu ablukanın sebebini ortaya çıkartıyordu. Gazi Mahallesi’nin yıkılması devletin en üst kademesinde konuşulmuş ve karar bağlanmıştı. Uygulanan bu ablukanın sebeplerinden en önemlisi de buydu:

http://www.doganpresse.org/haber-detayi?i_id=773

Artık açık infazlar başladı

Polis ablukası ise bir süre sonra artık, polise verildiği iddia edilen cezasızlık sözüyle pervasızlaşmaya başladı. 15 Nisan günü, Gazi Kent Ormanında arkadaşlarının doğum gününü kutlamaktan gelen 3 gencin içinde bulunduğu araç polis tarafından tarandı. Gençlerden ikisi olay yerinde hayatını kaybetti. Polis çocukların dur ihtarına uymadığını söyledi. Bunun yalan olduğu ortaya çıkınca da “ellerindeki sazı silah sandık” diye bir bahaneye sığındılar.

http://gazetekarinca.com/2017/04/gazide-polis-arac-taradi-iki-genc-olduruldu-bir-genc-agir-yarali/

Bir de “faili meçhul” eklendi

Bu olaydan birkaç ay sonra, Ramazan Bayramı sırasında mahallede devrimci kimliğiyle tanınan Cihan Dindarik adında genci evinin önünde kaçırıldıktan birkaç saat sonra infaz edilip evinin önüne bırakıldı. Cihan Dindarik’in ölümünü kimin yaptığı daha bilinmezken, ilk başta “örgüt içi infaz” olarak lanse eden polis, daha sonra “kimin yaptığını biz de bilmiyoruz” dedi. Ancak, bir süre sonra gencin ailesi mahalleden taşınıp memleketlerine gitti. Aile bir şey söylemese de komşuları bu gidişin, polisin baskısı sonucu olduğunu söylüyor.

http://www.etha.com.tr/Haber/2017/07/01/guncel/dindarik-infazinin-uzeri-kapatilmaya-calisiliyor/

Polis, çeteler ve inşaatçılar

Gazi Mahallesi, bugün adı konulmamış bir abluka altında bulunuyor. Polis, çeteler ve inşaat şirketleri tarafından ablukaya alınan, her türlü baskıyla evlerinden çıkartılmak istenen mahalle halkı, elinden geldiğince bu baskılara direniyor. Evlerinden çıkmak istemediklerini, burada büyüdüklerini, çocuklarının burada, mahalle kültürünün, dayanışmanın halen diri olduğu bu mahallede büyümesini istediğini belirtiyor. Acele kamulaştırmayla ilgili davalar sürüyor, ancak şirketlerin çalışmaları da devam ediyor. Mahalle halkının örgütlenerek açtığı davaların bazılarında yürütmeyi durdurma kararı olmasına rağmen şirketlerin çalışmaları devam ediyor. Özellikle Sekiz Evler olarak bilinen Zübeyde Hanım Mahallesi adlı bölgede çalışmalarını yürüten bu şirketlerin, göz diktikleri alanlar Gazi Kent Ormanının yanı olması ve yoksul insanların kaldıkları gecekondulara yönelmeleri de mahalle halkında büyük bir tepkiyi tetikliyor. Mahalle halkı, bu gecekondularla birlikte, İstanbul içerisinde bulunan bu ormanın da talan edileceğinden ve betona boğulacağından endişe ediyor.

https://www.alevinet.com/2017/04/12/gazideki-acele-kamulastirmaya-durdurma-karari/

Diken üstünde bekleyiş

Bu günlerde belli bir sessizlik hakim olsa da mahallenin diken üstünde bekleyişi sürüyor. Sistemin neredeyse her koldan ablukaya aldığı mahallede bir çok devrimci tutuklanmış olmasına, baskıların her geçen gün artmasına rağmen halk halen devrimcileri sahipleniyor ve sistemin baskılarına direniyor. Mahalle halkında, OHAL’in ilk zamanları çok belirgin olmayan tepkiler, iki gencin polis tarafından katledilmesi sonrası belirgin olmaya başladı.

Kaynak: ANF

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Diğer içerik
Kapalı
Başa dön tuşu