GüncelMakaleler

ANALİZ | ABD’nin Saldırısı: Ateşle Oynamak!

Ortadoğu’nun içinde bulunduğu durum, çelişkilerin keskinliği, Irak, Lübnan’daki kitle hareketlerinin varlığı, Suriye savaşında gelinen aşama vb. hesap edildiğinde ABD emperyalizminin ateşle oynadığı, yeni çatışmaların zemini döşediği anlaşılmaktadır.

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani Irak’ın başkenti Bağdat’ta ABD tarafından düzenlenen saldırıda öldürüldü. Aynı saldırıda Irak devletinin resmi olarak kabul ettiği İran yanlısı Haşdi Şabi güçlerinin Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’de öldü. Saldırı, Bağdat Havalimanı’na 3 adet Katyuşa füzesiyle gerçekleştirildi. ABD emperyalizminin bu saldırısı, bölgede ve Ortadoğu’da çelişkileri daha da keskinleştirecek bir özelliğe sahiptir.

ABD’nin bu hamlesinde öteden beri İran’ı hedefe koyan politikası etkili olmakla birlikte, son olarak Irak’ta ABD Konsolosluğu’na yönelik saldırı ve işgale bir yanıt olarak okumak mümkündür. Bilineceği üzere ABD emperyalizminin Irak ve Suriye’de Haşdi Şabi üslerine yönelik hava saldırıları sonrasında, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği başta Haşdi Şabi yanlısı gruplar olmak üzere çeşitli gruplarca basılmıştı. Bu gruplar tarafından binanın duvarlarına “Kasım Süleymani liderimizdir” şeklinde yazılamalar yapılmıştı.

Kasım Süleymani’nin sadece İran devleti değil, bölgedeki Şii güçler açısından da önemli bir figür olması meselenin önemini artırmaktadır. Saldırıya İran devletinin nasıl bir yanıt vereceğine bağlı olarak önümüzdeki süreç şekillenecektir. Ancak ilk elden yapılan açıklamalar dikkat çekici ve bölgedeki tansiyonu artırıcı mahiyettedir.

Saldırının doğrudan muhatabı olan İran devleti adına ilk açıklama Ayetullah Ali Hamaney tarafından yapıldı ve “Suçluları acı bir intikam bekliyor” denildi. Hamaney, ülkede üç gün ulusal yas ilan ettiğini açıklarken, Süleymani’nin yakınlarına ve İran ulusuna baş sağlığı diledi ve “Onun gidişiyle onun yaptığı iş durdurulmayacak ve yolu kapanmayacak” dedi.

Bir başka tepki ise saldırının gerçekleştirildiği Irak’tan geldi. Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi yazılı bir açıklama yaparak, saldırıyla birlikte Irak ve bölgede yıkıcı bir savaşın fitilinin ateşlendiğini savundu. “Süleymani ve Mühendis’in IŞİD’e karşı zaferde sembol liderler olduklarını” savunan Irak Başbakanı, “Resmi görev yapan Iraklı askeri liderin suikastı Irak halkı, devleti ve hükümetine karşı düşmanlıktır. Iraklı ve kardeş ülkelerden (İran) askeri liderlerin Irak topraklarında tasfiye edilmesi, ülkemizin egemenliğine yönelik ihlaldir, vatanın onuruna saldırıdır. Ayrıca bu saldırı Irak ve bölgede yıkıcı bir savaşın fitilini ateşlemiştir. Saldırı, ABD askerlerinin Irak’taki varlığına yönelik şartlara da aykırıdır” ifadelerini kullandı.

Bölgede ABD emperyalizmiyle çelişki içinde olan diğer emperyalist güçler Rusya ve Çin ise yaptıkları açıklamalarda “tansiyonu düşürmeye çalıştılar”. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Kasım Süleymani’nin öldürülmesini, bölge çapında gerginliği artıracak “maceracı bir adım” olarak gördüklerini açıkladı. Süleymani’nin, İran’ın çıkarlarına hizmet etmeye adanmış bir şahsiyet olduğu belirtilen açıklamada, “Süleymani’nin Amerika tarafından Bağdat’ta gerçekleştirilen roket saldırısında öldürülmesini, bölge çapında gerginliği artıracak maceracı bir adım olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulunuldu.

Çin ise Dışişleri Bakanlığı sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada uluslararası ilişkilerde güç kullanımına karşı çıktıklarını ve tüm tarafların BM ilkeleri ile uluslararası ilişkilerin temel normlarına saygı duymasını savunduklarını söyledi.

Bakanlık Sözcüsü Gıng Şuang, “Irak’ın egemenlik hakkı, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmalı. Orta Doğu ve Körfez bölgesinin barış ve istikrarı korunmalı. İlgili tüm tarafları özellikle ABD’yi soğukkanlılığı sürdürmeye ve gerilimi tırmandırmaktan kaçınmaya çağırıyoruz” dedi.

 

Kasım Süleymani Kimdir?

ABD emperyalizmi tarafından K. Süleymani, İran’ın Ortadoğu’daki başta askeri olmak üzere her türlü politikasını hayata geçiren kişi olarak propaganda ediliyordu.

Kasım Süleymani, İran’ın Kirman eyaletinde 1957’de dünyaya geldi. İlkokulu bitirdiği yıl köyünü terk ederek Devrim Muhafızları Ordusu’na katılan Süleymani’nin bütün eğitim hayatı 5 yıllık ilkokul tecrübesiyle sınırlı kaldı. Askeri kariyerine 1979 İran Devrimi sonrasında başlayan Süleymani, 45 günlük bir eğitimle orduya kabul edildi.

İlk cephe deneyimini İran’ın batısındaki Mahabad’da, İran Devrimi’nden sonra ayaklanan silahlı Kürt gruplara karşı yapılan katliam saldırılarıyla gerçekleştirdi. 1980-1988 yılları arasında yaşanan İran-Irak savaşında aktif rol aldı ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanlığı görevine getirildi. Bahsi edilen bu askeri gücün İran gericiliğinin ülke dışındaki askeri istihbari operasyonlarından sorumlu olduğu ifade edilmektedir.

ABD ve müttefikleri açısından bakıldığında K. Süleymani İran’ın Ortadoğu’da yürüttüğü vekalet savaşlarının askeri lideri olarak propaganda ediliyordu. Gerçekten de K. Süleymani’nin kariyeri incelendiğinde bu yönlü bilgilerin olduğu anlaşılmaktadır. Örneğin 1991’deki Körfez Savaşı’nda silahlı Şii grupların ayaklanmalarını organize ettiği iddia edilmektedir.

Yine Saddam’ın 2003’te ABD’nin Irak’ı işgali sonucu devrilmesinden sonra ABD ordusuna karşı savaşan Şiileri perde arkasından yönettiği belirtilmektedir.

Süleymani’nin aynı zamanda Lübnan’da Şii Hizbullah ile çalıştığı ve özellikle 2006’da İsrail’in Hizbullah’ın bir İsrail askerini kaçırdığı gerekçesiyle Lübnan’a saldırmasıyla başlayan “33 Günlük Temmuz Savaşı’nda da Hizbullah’ın eğitimi ve silahlandırılmasının sorumluluğunu yürüttüğü” belirtilmektedir.

Yine K. Süleymani’nin Suriye içerisinde savaşan Hizbullah ve diğer Şii milis güçlerini örgütlediği ve askeri önderlik ettiği iddiaları bulunmaktadır. Süleymani, Irak’ta IŞİD’e karşı mücadele için kurulan Şii milis gücü Haşdi Şabi’nin oluşturulmasında ve yönetilmesinde de ön planda olduğu ifade edilmektedir.

Kısaca ABB emperyalizminin bu saldırısı İran’la yaşadığı çelişki düşünüldüğünde anlaşılabilir bir hedef olarak görülmektedir. Ancak ABD emperyalizminin hesap edemediği, K. Süleymani’nin bölgedeki özellikle Şii güçler açısından sıradan bir figür olmadığıdır. ABD bu saldırısıyla İran’a karşı küçük bir zafer kazanmış görünse de başta İran halkı olmak üzere, bölge halkının derin nefretini kazanmış durumdadır.

Ortadoğu’nun içinde bulunduğu durum, çelişkilerin keskinliği, Irak, Lübnan’daki kitle hareketlerinin varlığı, Suriye savaşında gelinen aşama vb. hesap edildiğinde ABD emperyalizminin ateşle oynadığı, yeni çatışmaların zemini döşediği anlaşılmaktadır.

Bu zeminde Türk hakim sınıfları Libya çöllerine sefere çıkıp, “oyun bozdukları”nı ilan ederken, arka bahçelerinde yeni ve daha keskin çelişkilerin varlığında habersiz görünmektedirler.

ABD emperyalizminin İran’a yönelik hamleleri, ambargo uygulamaları yeni olmamakla birlikte, K. Süleymani’nin öldürülmesi sıradan bir durum değildir ve İran mutlaka bu saldırıya yanıt verecektir. Verilen yanıtın niteliği ve kapasitesi ise önümüzdeki süreçte başta Ortadoğu olmak üzere dünya siyasetini etkileyecektir.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu