Kültür&Sanat

12 Eylül’ü 12 Eylül annelerinden dinlemek

İstanbul:12 Eylül 1980 sabahı. Ekranlarda apoletleri ile emperyalizmin taşeron kurmayı. Ordunun iktidara el koyduğunu ilan ediyor; sanki iktidar ellerinde değilmiş gibi. “Toplumsal refah sağlanacakmış” “istikrar yerini bulacakmış”

Emperyalizmin bölgesel politikaları için aynı yılda birçok ülkede boy gösteren askeri cuntalar dönemin paşaları tarafından Türkiye’de de 12 Eylül’de gerçekleştirildi. resmi rakamlara göre 650 bin kişinin gözaltına alındığı, 1,5 milyonun üstünde kişinin fişlendiği, 210 bin dava açılıp ve bu davalarda 230 bin kişinin yargılandığı, 7 bin kişi için idam cezası istendiği, 517 kişiye idam cezası verildiği ve 50 kişinin idam cezası katledildiği; 99.000 civarında vatandaş örgüt üyesi olduğu gerekçesi ile yargılandığı ve 171 kişinin işkence ile katledildiği bir refah operasyonu. Emperyalizmin nefes borularının açılması için hâkim sınıflarının refahını sağlama amaçlı her sokak, her cadde kana boyandı. Postal sesleri altında direngenliğe duran zindanlarda akıllara gelmeyecek işkenceler uygulandı.

Cuntanın ezerek geçtiği bir kutsal değer de anaların yüreğiydi. Katliamın acıların onların yürğine tarfi imkansız silinmesi zor puntolarla işlendi. İşte 12 Eylül’ü anaların yüreğinden dinlemek ve anaların gözlerinden görmek için Cuntanın yıldönümünde bir belgesel sahnelendi. Yaklaşık 8 yıllardır çalışmaları süren ve 116 anne ile yapılan röportajlarda oluşan belgesel Şişli Kent Kültür Merkezi’nde ilk gösterimini gerçekleştirdi.

Yönetmenliğini Sevim Erdem Eyüp Epekinci ve Memik Horuz’un yapığı belgesel sadece anaların yaşadıkları acıları anlatmakla kalmıyor aynı zamanda politik mücadeleye uzak olan ailelerin cunta ile nasıl politikleştiğini de anlatıyor. Örneğin belgesel gösteriminde bir anne “ o sessiz evinde oturan kadın gitti. Artık hakkını savunan bir kadın geldi” diyerek yaşadığı değişimi de anlatıyor.

Filmin oluşması sürecini anlatan Memik Horuz; “bu projede herkesin emeği var. Proje kapsamında 116 anne ile röportaj yaptık. Ancak filmi oluşturma sürecinde hepsini koyma sıkıntısı ile karşılaştık bu yüzden hepsini tek bir öyküde toplamaya karar verdik. Yani bir annenin söylediğini bir başka anne devam ettiriyor. Ancak kendisi ile röportaj yaptığımız ancak belgeselde yer almayan annelerimize de söz veriyoruz. Onları da bir başka projede gösterime sunacağız. Ayrıca 116 annemiz ile yaptığımız röportajları da kir kitapta topladık. Çünkü bu yaşananları tarihe not düşmek gerekiyordu” diyor.

Belgesel yaklaşık 1 yıl boyunca çeşitli festivallerde gösterime sunulacak.

Cizre’deki annelere bin selam

Belgeselin gösterime girdiği günlerde Cizre’de yaşanan katliamlarda gündemden düşmedi. Belgesel gösteriminin ardından sahne alan anneler konuşma yaparak Cizre’deki annelere selam gönderildi. 12 eylül’ü yaşayan annelerin bizlerin yaşadığını Cizre’deki anneler tekrar yaşıyor. 12 eylül’ü yaşamayan varsa Cizre’ye baksın orada 12 eylül ruhunu görecekler diyor. Sahne’de konuşma yapan 12 eylül ve Annelerinden Döndü Ergin “biz barış istiyoruz. Barış dayanışma ile mücadele ile kazanılır. Birlik olmalıyız. Yaşamak direnmektir diyoruz ve biz barış için yaşıyoruz. Barış için direniyoruz. Dünyada halkına zülmeden hiçbir devlet kazanmamıştır. Yeter ki halk sokakta olsun. Hepinizi sokakta görmek istiyoruz” dedi. Yapılan konuşmaların ardından ailelere annelerin röportajlarının bulunduğu kitap hediye edildi.

Daha fazla göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu